|
Tarihi
Datça yarımadasındaki
buluntuların M.Ö. 2000’lere
kadar uzanır. Bilinen ilk
yerli halk Karyalılar’dır ve
en parlak dönem Dorlar
döneminde yaşar. Dorlar M.Ö.
1000 yıllarında Trakya
üzerinden güneye inerek
Yunanistan üzerinden bölgeye
gelirler ve bugünkü Datça
ilçe merkezinin 1.5 km
kuzeydoğusundaki Burgaz
mevkiinde Dor uygarlığı
merkezi olan Knidos’u
kurarlar. M.Ö. 564 yılında
Lidya Devleti’nin Persler’in
eline geçmesinin ardından
Knidosta Pers egemenliğine
girilmiştir.
Knidos, ticari nedenlerle,
M.Ö. 4. yüzyılda yarımadanın
uç noktasına, bugünkü
görkemli kalıntıların
izlendiği yere taşınmıştır.
Dorlar ve Romalılar yeni
Knidos’a çok sayıda tapınak
yapmışlardır.Şehir Afrodit
Heykeli ile ünlenmiş, Geç
Roma ve erken Bizans
döneminde tapınaklar
yerlerini kiliselere
bırakmış ve şehir nüfusu
70.000’lere ulaşmıştır.
Bizans’ın son dönemlerinde
ise bir yandan depremler,
diğer yanda korsan
saldırıları ile güçsüz kalan
kent tümüyle terkedilmiş;
yarımada nüfusu ise binlere
inmiştir. Yarımada
üzerindeki yerleşimler 13.
yüzyılda Menteşoğulları
Beyliği'ne bağlanmış, 15.
yüzyılda ise Osmanlı
İmparatorluğu sınırlarına
katılmış Datça olmuştur.
Son Osmanlı padişahlarından
Sultan Reşat döneminde Datça
ismi Reşadiye olmuş,
Cumhuriyet’te ise tekrar
Datça’ya dönüştürülmüştür.
1928 yılında ilçe olan
Datça’nın ilk merkezi
Reşadiye mahallesi olmuş,
1947’de ise bugünkü yeri
olan İskele mahallesine
taşınmış. Datça Yarımadası
bazı haritalarda hala
Reşadiye Yarımadası olarak
geçer.
Ünlü matematikçi ve filozof
Eudoxus, en iyi yontulmuş
Çıplak Afrodit Heykeli’ni
yapan Heykeltıraş
Praxiteles, Skopas, Bryaxis,
Mısır’daki Alexandria
Feneri’nin mimarı Sostrates,
Knidos'da yaşamışlardır.
Afrodit heykelinin kaidesi,
8.000 kişilik tiyatro, güneş
saati, Demeter Mabedi, 80
bin kişinin yaşadığı Knidos
Antik Kenti
kalıntılarındandır. Antik
çağda çok ünlü olan,
insanların onu görmek için
çok uzaklardan geldiği
Afrodit heykeli bugüne kadar
bulunamamıştır. İlçede
ayrıca, Hızırşah Köyü’nde
Selçuklular’dan kalma camii,
seramik atölyelerinin
kalıntıları, Reşadiye
Mahallesi’nde Mehmet Ali Ağa
Konağı, Reşadiye Camii ile
Emecik Köyü’nde tapınak
kalıntıları, tarihten
günümüze kalan kalıntıların
bazılarıdır.
BÖLGEYİ TANIYALIM
Datça’da tatil
geçiriyorsanız çevreyi
gezmeyi ihmal etmeyin.
Deniz, kum ve güneşin alâsı
var, ama daha fazlası da
var. Datça şehir merkezinden
çevre koylara ve Knidos’a
dolmuşlar çalışıyor. Hem
karadan, hem de denizden.
Kendi aracınız yoksa eğer,
denizden günübirlik tekne
turlarına katılmanızı
öneririz. Datça’nın denizi
bol balık verir. Etraftaki
dağlar da kara avcılığı için
uygundur. Olta atmak için de
çok uygun kayalıklar
bulacaksınız. Sörf
meraklıları için de ideal
yerdir Datça koyları. Dalma
sporuna meraklı olanlar için
de denizin dip zenginliği
görülmeye değer. Datça’lı
bir rehberiniz varsa
vadileri, yamaçları aşarak
yapılacak zorlu bir yolculuk
sonunda Datça Hurması’nı
görebilirsiniz. Bu ağaç tam
65 milyon yıl geçmişten
gelen bir tür. Yarımadanın
en ücra köşelerinden birinde
karşınıza çıkıverir. Ama
kendi başınıza aramaya
kalkmayın, hem bulma
şansınız az, hem de çevrede
ayı, domuz gibi tehlikeli
olabilecek yabani hayvanlara
rastlama riski var.
Kızlan köyü
Yarımadanın tipik
yeldeğirmenlerini görmek
istiyorsanız Datça’ya 8 km.
uzaklıktaki Kızlan Köyü’ne
gitmelisiniz. Yarımadanın en
çok rüzgar alan bölgesi de
burasıdır.
Gebekum
Datça’ya 4 km. kala,
(Yeldeğirmenlerine gelmeden
önce) Perili Köşk tabelasını
gördüğünüzde sola,
1km’lik toprak yola
sapıyorsunuz. Yol sizi
kumsala ulaştırıyor.
Uzunluğu 7 km’yi bulan
kumsalı olan Gebekum denize
girmek için çok uygun.
Kumsal, rüzgarın da
etkisiyle kendisini
çoğaltıyor ve yayılıyor.
Karşısındaki adaya denizden
yürüyerek ulaşmayı sağlayan
bir de sığlık oluşmuş, kumul
hareketleriyle. Gebekum’da
kalınabilecek iyi bir tesis
var. Perili Köşk Oteli. Daha
çok yatlara hizmet veriyor.
Su sporları ve özellikle
sörf meraklıları için
gerekli teçhizat da
bulunuyor. Çevrede balıkçı
teknekeleri var. Mevsiminde
iyi balık da çıkıyor ama
balık lokantası yok. Perili
Köşk Otel lokantasından
yararlanabilirsiniz.
Günübirlik tekne turları
Datça limanından sabah
kalkan tekneler yarım ya da
tam günlük geziler
düzenliyor çevredeki koy ve
büklere. Yarım günlük
turlarda merkezden Mesudiye
köyü koylarına kadar gidilip
dönülüyor. Tam günlük
turların hedef noktası ise
Knidos. Gidiş ve dönüşte
koylarda yüzme ve yemek
molası veriliyor. Uğranılan
önemli koy ve bükler
arasında Kargı koyu, Hayıt
ve Kızılbük, Palamut bükü
yer alıyor.
Bük ve koylar
Yarımada üzerinde 52 koy ve
bük yer alıyor. Kuzeyde, Ege
denizi bölümünde Gökçeler
Bükü, Küçük Çatı, Çatı,
Kızılağaç, Alavara, Çakal,
Damlacık, Mersincik,
Murdala, İskandil koyları
sayılabilir. Hemen hepsi
Gökova’da mavi yolculuğa
çıkanların önemli uğrak
yerleri arasındadır. Akdeniz
tarafında ise Knidos iç
limanının yanı sıra,
sırasıyla Palamut Bükü,
Akvaryum, Hayıt Bükü, Kızıl
Bükü, Domuz bükü, Kargı,
Datça limanı, Karaincir,
Sarı liman, Kara bük,
Çiftlik, Kuruca bük,
Günlücek ve Lindos koyları
sayılabilir. Hisarönü
körfezinin önemli limanı
Bencik’in bir yanı Datça’ya
öte yanı Marmaris’e aittir.
Akdeniz tarafına bakan ve
günübirlik tekne turlarının
uğrak yeri olanları üzerine
kısa bilgiler verelim:
Kargı koyu:
Şehir merkezine 3 km
uzaklıkta. Ulaşım belediye
otobüsleriyle de sağlanıyor.
Şehir merkezine çok yakın
olmasına rağmen ne aşırı bir
kalabalık ne de yoğun bir
yapılaşma var. Koyda
lokantalar ve bir kaç küçük
pansiyon bulacaksınız.
Denizin duru, yüzmeye çok
uygun, plajın da iyi
olduğunu söyleyelim.
Domuzbükü:
Domuzbükü sessiz, sakin bir
ortam arayıp, kentin
televizyon dahil kimi
“nimetlerini” unutmak
isteyenler için seçilecek
bir tatil yeri. Karayolu
ulaşımı yok. Datça’dan bir
saatten biraz fazla süren
bir tekne yolculuğu ile
ulaşılabiliyor. Konaklamak
isterseniz bungalovlardan
oluşturulmuş, doğayla uyumlu
bir tek tesis var. Domuz
bükü’nde denize girmek,
dinlenmek dışında küçük
çevre turları da
yapılabilir. Çevrede
yürüyerek ulaşılabilen bir
mağara ve ilginç kaya
şekilleri var. Geceleri hiç
bir yerde göremeyeceğiniz
kadar bol yıldızlı gökyüzü
ve uzakta Sömbeki adasının
ışıkları sizi oyalıyacak tek
şey. Tabii kumsalda ateş
yakıp şarkı söylemeyi
saymazsak eğer.
Kızıl ve Hayıt Bükleri:
Mesudiye köyünün koylarıdır.
Datça-Knidos yolundan sola
sapınca çamlar arasında
ilerleyen üç km’lik toprak
yolla ulaşılan Mesudiye Köyü
ve oradan da iki Km. sonra
Kızılbük Koyu (Datça’dan 20
km.) Kış sezonunda gitmeyin,
hem yol kötü, hem de
lokantalar kapalıdır. Yaz
aylarında balıkçı
lokantaları ile güzel bir
kumsal, temiz bir deniz
bulacaksınız.
Palamut Bükü:
Tekne turuna katılanlar ya
da yatlarıyla gelenlerin
durmadan ve balık
lokantalarına uğramadan
geçemediği güzel koydur.
Çıplak tepelerin yumuşak bir
eğimle denize kavuştuğu,
upuzun bir kumsal
oluşturduğu, kumsal boyunca
ağaçlıklar içinde köy
evlerinin, küçük pansiyon ve
yazlık evlerin sıralandığı,
limanında balıkçı
tekneleriyle birlikte
yatların demirlediği bir
güzel büktür Palamut. Datça
merkeze 25 km. uzaklıktadır.
2 km uzunluğundaki kum ve
çakıl karışımı kumsalında
denize girebilirsiniz. Deniz
çok temiz 25 m netliğe sahip
suda zıpkınla balık
avcılığına çok uygun. Koyun
açığında bir de küçük ada ve
küçük bir tekne barınağı
bulunuyor.
|